Bir hiciv ustası, bir cesur adam ve dostum Turgay Yıldız

Bu satırları yazmak ve onu anmak benim için ne yazık ki kolay değil; koca yıllara dayalı bir dostluğu ve dostu yitirdiğim gibi, topluma zerk edilen umut aşısını da kaybettiğimizi düşünüyorum.

Bir koltuğa onlarca karpuz sığdırmayı başarmış ender yeteneklerden biri olarak; misyon olarak seçtiği politik skeçlerle topluma hizmet etme fikri turgay için yeni değildi.

1965 yılında Ankara Altındağ’ da doğup Yıldırım Beyazıt Lisesinde eğitim gören Turgay Yıldız aslında devrimci fikirlerle orta okulda tanışmış biriydi. Kendi tabiri ile yokluğun ve yoksulluğun semtinde büyürken sorguladığı sistemi, ileride ete kemiğe ve karakterlere büründürdüğünü ve bunu yaparken hiç zorlanmadığını söylerdi.

Daha çocukken dedesinin ” en çok ekmekle en az zeytini kim yiyecek? yarışması yaptığını anlatırken, yokluk şartlarında dedesinin zorunlu eğlenceye dönüştürdüğü bu oyunun, aileyi doyurma kaygısı olduğunu ve hiciv yaparken buralardan beslendiğini açık yüreklilikle anlatırdı.

DTCF tiyatro bölümünü zor şartlarda bitirip, bir yandan kalemini oynatmaya ve yeni yeni oyunculuk yapmaya başladığı dönemler onun ustalık eserlerine hazırlık dönemiydi. 19 yaşında yazdığı çocuk oyunuyla Devlet Tiyatrosunun havuzuna alınan ve para kazanmaya başlayan Turgay Yıldız’ın durdurulamaz yükselişi de başlamıştı.

”Televizyonlardan Kovulma Garantili Oyuncu” olarak nitelediği kariyerine Flash TV’ de ”Nargile Kahvesi”, ”Sabah Kahvesi ve ”Akşam Kahvesi” adı altında devam ederken, değişen kanallar ve iktidarlarla bir şekilde sorun yaşıyordu.

2 yıllık ABD macerasının ardından Avcılar Belediyesi Konservatuarında hoca olarak çalışıp yetiştirdiği ve bilgilerini aktardığı onlarca gence de umut ve yoldaş olmayı sürdürdü.

Yaptığı skeçlerde toplumun her kesiminden gözlemlediği tiplemeleri ve günün ihtiyacına yönelik içerikleriyle, yaşadığımız siyasi iklimin tüm sıkıntılarını dile getirmeyi bir görev edinmişti. Turgay öldüğünde, şahsına devlete hakaretten açılan onlarca davası düştü.

22 Temmuz 2021 günü sabah saatlerinde yitirdiğin kadim dostum ve yoldaşımın ardından söylemek istediklerim bu kadarla sınırlı değil.

Can kırıldı, yürek yana yana kül oldu, söz dindi, döngü bitti; Turgay öldü masal ve gülmece bitti.

Turgay’ın acı ve zamansız ölümünün bizlere yüklediği bazı sorumluluklar olduğunun farkındayım; ağlama duvarını bir yerde kırmak ve kalan boşluğu naçizane inşa etmek gibi.

Turgay yalana, yanlışa, hukuksuzluğa geçit vermediği gibi; hak etmediğini düşündüğü parayı ve şöhreti elinin tersiyle iten, kimseden nemalanmayan; yalakalığa, eğilip bükülen ve her devrin adamı olan tiplere de acı bir alayla bakıp sonrasında hicvini yapan gerçek bir entelektüel, aydın ve halk adamıydı.

Tertemiz ve onurlu bir anne babanın, tertemiz bir evladı olarak yaşadı, üretti ve gitti.

Herkes onun sonsuz nezaketi, hoş sohbeti ve gülen yüzünden bir şekilde nasibini alır ve onunla dost olduğunu sanırdı, ama öyle değildi. Turgay herkesi dostluğuna kabul etmeyen, iyi gözlemleyip, defalarca sınayan ve çoğunlukla da çizik atan bir adamdı. Kimsenin kişilik çürümesine eyvallah etmez, yalana ve üçkağıda asla ve asla tahammül etmezdi!

Onun beynine yolculuk, ormanın derinlikleri gibiydi ve zekasının yanında, okyanustaki akvaryum balığına dönerdim.

“Çok cesur değilim, onurumu koruyorum…! “ felsefesi ve doktrini yaşamalı.

Turgay gibi düşünen, üreten, muhalefet eden, düzene ideolojik bakan, hak ve hukukun peşinde koşan gençleri yetiştirmek, onlara bayrağı devretmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyorum. Belki okuduğu okulun bir fikir kulübüne, kütüphaneye ya da bir okula adı verilerek yaşatılabilir diye düşünüyorum.

Ölümü ile yarım kalan, yıllardır üzerinde çalıştığımız Sabahattin Ali Dosyası da öksüz ve tozlu raflarda şimdi. Şaibeli bir operasyonla ortadan kaldırılan Ali’ ye ikimizin de inanılmaz bir hayranlığı vardı.

Elbet bir gün cennet veya cehennemde değil, senin yarattığın düş bahçesinde buluşacağız. Oradan da kutup yıldızı olmaya devam dostum..

Elbette insanlık öyle ya da böyle bulacak doğruyu…

Hoşça kal Can… Sol yanım… Yoldaşım… Gözümün nuru şimdilik hoşça kal!

Özlem KALKAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.