Hataylı Depremzede: “Mutfağımız, Banyo Yapacak Yerimiz, Hijyenimiz Yok. ‘Şebeke Suyu Kirli, Zehirli’ Diyorlar.

Haber: EMRE SERCAN İKE – Kamera: DURSUN ALKAYA

Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Meydancık mahallesinde yaşayan depremzede Fatma Zeytun, “Mutfağımız yok, banyo yapacak yerimiz yok, hijyenimiz yok. Çadır, gerektiği gibi göndermediler. Su ihtiyacımız var. Şimdi ben, Defne Kaymakamlığı’na gittim, su istedim, ‘Su yok’ dediler. Mesela şebeke suyu, diyorlar ‘kirli, zehirli’, çocuklarımıza içirebilir miyiz? Ama mecburiyetten onunla temizliğimizi yapıyoruz, yemeğimizi de yapıyoruz” dedi.

Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin üzerinden 2 ay geçti. Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Meydancık mahallesindeki depremzedeler, en temel ihtiyaçlarının erzak, hijyen ve duş olduğunu söyledi. Depremzede Acibe Zeytun, duş ihtiyaçlarını karşılamak için hasarlı evlerine girdiklerini belirterek şöyle konuştu:

“RİSKLİ BİNALARA GEÇİYORUZ, BANYO YAPIYORUZ”

“İlk başta hiçbir şey yoktu. Ne su ne erzak ne bir şey. Çadır yeni geldi. Kendi imkanlarımızla burada bu serayı kurduk. Hava rüzgarlı olduğu zaman uçuyoruz burada, ne yapabiliriz bilmiyoruz yani. Suyumuz hiç yok şu an. Kuyu suyu var ama içme suyumuz yok artık. Burada 15 kişi yaşıyoruz biz, aynı çadırda.  İşte riskli binalara geçiyoruz. Ne yapabiliriz burada? Yani daha şu ana kadar yukarıda biz banyo yapıyoruz. Gördünüz, çamaşır makinesini kuruyoruz, 2 ay geçti. Ellerimizle yıkıyorduk. Bak, riskli binalara geçiyoruz. Biz, çocuklar, küçük torunum da hepimiz beraber çıkıyoruz yukarıya.”

“DEVLETİMİZDEN YARDIM BEKLİYORUZ”

Depremzede Fatma Zeytun ise şunları söyledi:

“Bizim binamız da bu, biz de herkes gibi mağduruz. Çok zorluklarla yaşıyoruz yani. İsterseniz de burada banyo yaptığımız yeri çekebilirsiniz. Birazdan dışarıda küçük bir kazan ile bir aile olarak su ısıtıp bir nebze olarak temizlik olsun, kendimize yani hijyen yapmaya çalışıyoruz. Yani mağduruz, herkes gibi biz de. Devletten, işte erzak geldi. Sağ olsun, Allah razı olsun yani ama birkaç gün geçtikten sonra. Yani bizim mahallede, mahalle olmasına rağmen üç katlı bir ev yıkıldı. Bir karı koca içinde kaldılar. Yani çocukları yurt dışından geldiler, kendi çabalarıyla, kendi hiltileri ile çalıştılar çocukları, çıkartmak için. Yani bilmiyorum, devletimizden yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz.

“İLERLEME DEĞİL DE GERİLEME VAR”

Ben, bu seranın içinde, yağmurun altında, depremin olduğu gün 45 gün barındırdım. Çocuk, büyük, küçük; soğukta… Şimdi de biraz güneş vurdu mu kavruluyoruz altında. Mutfağımız yok, banyo yapacak yerimiz yok, hijyenimiz yok. Yani böyle mağduruz biz de herkes gibi. Yani biz bir tek kendimize acımıyoruz, herkes gibi, bütün depremzedeler için biz de mağduruz yani. Aynı yerimizde sayıyoruz maalesef oğlum. Hiçbir şey ilerlemedi ve nereye kadar yani. Şimdi biz direniyoruz ama bir yere kadar. Bak, evimize çıkamıyoruz, işte evimiz yıkılacak. Yukarıya çıkamıyoruz. Ne yapabiliriz? İlerleme değil de gerileme var. Çocuklarımız zor durumda, torunlarımız zor durumda. Böyle bir hayat yaşıyoruz oğlum. Konteyner gönderecekler diye bekliyoruz, göndermediler. Çadır, gerektiği gibi göndermediler. Su ihtiyacımız var. Şimdi ben, Defne Kaymakamlığı’na gittim, su istedim, ‘Su yok’ dediler. Diyor, ‘İçeceğin bir şişe veririz’, küçük 50 mililitrelik. Onu getirip içtim. Evimde su yok. Mesela şebeke suyu, diyorlar ‘kirli, zehirli’, çocuklarımıza içirebilir miyiz? Ama mecburiyetten onunla temizliğimizi yapıyoruz, yemeğimizi de yapıyoruz.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*